.
9 oynatma

“…Sonra ne mâlum? Belki de adam hakikaten iyilik etmek ihtiyacını duyan ve bunu karşılıksız olarak yapan biridir!.. Kendimiz iyi olamıyoruz ve başkalarının iyiliğini küçük görmek için onlara reklamcı, hayır dua avcısı, hatta riyakâr diyoruz.”

İçimizdeki Şeytan, Sabahattin Ali

35 oynatma

belki yine gelirim…

10 oynatma

Eskiden insanların nefret ettikleri birinin yumuşak karnı dururken, neden kendi canlarını acıtmak pahasına onun o kemikli suratına yumruk attıklarına anlam veremezdim. Meğer tüm mesele bir “iz bırakmaktan” ibâretmiş. Hayat, aslında tamamen bunun üzerine kurulu bir şey… Bir taraftan insanların üzerinde izler bırakmak için çabalarken, diğer taraftan o izleri silmek için çabalıyoruz.

30 oynatma

Bana en son “mükemmel bir insansın” diyen kişi, uğruna döktüğüm gözyaşlarının hesabını ahirette veremeyecek diye adına üzüldüğüm kişidir ayrıca…

11 oynatma

Babam geldi Almanya’dan. “Nerde alaman çokonatası?” dedim, “yok mu lan kuruyemişçide” dedi. Hakkaten de vardı. Envayi çeşit milka ithal ediliyordu. Bir kez daha hak verdim babama. Çikolata yerine anneme mont almış.

O an uyandım. Bir erkek karısına hediye aldığı an, bir hatasını affettirmeye çalışıyor demektir. Durumdan işkillenip hemen Almanya’da fuhuş operasyonları ile ilgili google‘da arama yaptım. “vunderbah” “ohhh şöönn” kelimelerini saymazsak almanca bildiğim söylenemezdi. Ben de babamla erkek erkeğe konuşmaya karar verdim. Eğer annemi aldatıyorsa bilmek en doğal hakkımdı. Zira annem bazı değerli bilgilere iyi para veriyordu.

Çektim babamı bir odaya hissettirmeden ağzından laf almaya çalıştım.

- Baba

- Efendim oğlum.

- Sen Almanya’da cıvır bafiledin mi?

- Efendim?

- Yollu tokmakladın mı?

- Ne?

- Issıza çökerttin mi?

- Ne diyon be?

Babam anlamamazlıktan geliyordu. Hepten şüphelendim ve tüm cesaretimi toplayarak açık açık sordum. “Baba sen Almanya’da fuhuş yaptın mı?” Yaklaşık dört dakika kadar güldükten sonra “nerden esti bu şimdi?” dedi…

- Anneme niye hediye aldın o zaman?

- Evlilik yıldönümü.

- Dimiiiii…

Süper bir salak olduğumu hatırladım bir an. Adamın her yıl tek taş pırlanta alacak hali yoktu ya. Bir kere de bizon kürk manto alsın dedim. Vizon muydu o yoksa? Neyse.

Ekim 2005

10 oynatma

İnsanlar birbirlerini tanımanın ne kadar güç olduğunu bildikleri için bu zahmetli işe teşebbüs etmektense, körler gibi rastgele dolaşmayı ve ancak çarpıştıkça birbirlerinin mevcudiyetinden haberdar olmayı tercih ediyorlar.

Kürk Mantolu Madonna, Sabahattin Ali

11 oynatma

ahmet abi, güzelim, bir mendil niye kanar

diş değil, tırnak değil, bir mendil niye kanar


mendilimde kan sesleri…


Edip Cansever

30 oynatma

Şimdi sorun bana: “Neden öylesine eziyet, işkence ediyordun kendine?” Cevap: “Boş boş oturmak canımı sıkıyordu da ondan…”

Zapiski iz Podpolya, F.M. Dostoyevski

39 oynatma

Bir de, bir iyilik rica edeceğim senden. Gözlerine o elem ifadesini yükleyen alçağın adını söyle bana. Söyle ki, ona hemen düello şahitlerimi göndereyim. Silah seçimini o yapsın. Evet. Utanarak kabul ediyorum ki, bunu bir yerde okudum. Ama ne fark eder? Bütün şiirler, romanlar senin için yazılmadı mı zaten? Şarkılar senin için söylenmedi mi? Mâsumların kanı senin için akmadı mı?

Gizliajans, Alper Canıgüz

59 oynatma

Ayrıca imkân olsa terör örgütlerine veririm oyumu çünkü bu devletin yıkılmasını istiyorum, çünkü annem babam öldüğü zaman hiçbir şey yapmadı devlet, ayrıca Yasemin düşünmek için süre istediği zaman hiçbir devlet büyüğünün araya girip işleri yoluna koymak için çaba sarf ettiğini de görmedim. Hep boş vaatler; yaralar sarılmadı.

Erken Kaybedenler, Emrah Serbes

60 oynatma

Kapıyı çaldım. İçeri girince danışma masasında, hayatımın geri kalanını nasıl O’nsuz geçirebileceğimi danışacağım bir bilen vardı. (Tanıştırayım, göğüs kafesimdeki istemsiz ve isteksiz çalışan her bir organımın ritmini değiştirip, yüzünün güzelliğini zikretmeye başladığı varlık; bunlar da arkadaşlar. Adını sormaya cesaret edemediğim için bu hikâyede ona kısaca “kız”, bana da “aptal” diyeceğiz.)

Beni görünce “Merhaba.” dedi. O sesle anneme sövse “Ben de seni seviyorum.” derdim. Bildiğim birkaç Arapça kelimeyi kullanarak, varlığına ve birliğine şehadet getirdikten sonra “Merhaba.” dedim. “Murat Bey’le görüşecektim. (Murat Bey yoksa Nilüfer Hanım da olur. Yanlış bir yere geldiysem müsait kim varsa olur.)” 

“İsminiz neydi?” diye sordu. “Tamer. Ama senin hoşuna giden başka bir tane varsa söyle, mesai bitmeden bi’ koşu nüfus müdürlüğüne gidip memur döve döve adımı değiştireyim.” (Her mantıklı insan gibi son cümleyi söylemedim tabi. Çünkü isim değişikliği mahkeme yoluyla yapılıyor.) “Umarım ismimde bir problem çıkarmaz da hakim dövmek zorunda kalmam” diye düşünürken “Murat Bey biraz meşgul. Buyrun oturun.” dedi. Murat Bey’i meşgul eden etmenlere “Teşekkürler.” deyip oturdum. İnsan aşık olunca karşısındakinin güzelliği hususunda objektif olamıyor. Ben “Acaba normalde güzel bir kız mıydı?” diye düşünürken “İçecek bir şey alır mısınız?” dedi. Ben de özünden zehir üretilen hangi çiçeğin telaffuzu ağzına daha çok yakışır diye düşünmeye başladım. Narcissus poeticus… Hydrangea macrophylla… Elbette nergis çayları yoktu ve ortanca da en güzel çiçeklerden biriydi.

Bir şey de ikram etmeyi başaramayınca (ki  tamamen benim huysuzluğumla alâkalı bir durum) çalan telefona cevap verdi. Bence insanın aşık olduğu birini telefonla konuşurken izlemesi kadar mutluluk veren çok az şey vardır. Bir süre susması gereken herkes susar, konuşması gereken tek kişinin sesini duyarsınız…

Ahizeyi kapattı. Ayağa kalkıp “Buyrun girebilirsiniz.” dediğinde, ayrılmadan gözlerinin içine fazladan yarım saniye daha bakabilmek için “Teşekkürler.” yerine “Teşekkür ederim.” dedim. O anda “Canım, bakar mısın biraz!” diye seslenen top sakallı ve düşüncesiz amca da kızın adını öğrenmeme yardım edemeyince, kaderimizin aksi yönlere doğru yürümekten ibâret olduğunu anladım. Kafamı çevirip ardından son bir kez bakarken poposunun biraz büyük olduğu dikkatimi çekti. Sevindim. (Sizse bunu garipsediniz.) Normal insanlar sevdiğini söyleyemeyince bunu kendi yüzlerine vururken, bense cesaretsizliğimi, karşımdakinde kusur yaratarak unutmaya çalışıyordum.* 

Çıkarken göremedim. O günden beri kendimden ve top sakallı insanlardan biraz daha nefret ediyorum.

74 oynatma

(Not: Bu şarkı için dünyaca ünlü bir romandan birkaç satır ya da sevilen bir şairin kaleminden birkaç dize bulamadım.)

244 oynatma

Hakikatte bütün kitaplar sayfaları doldurmak için yazılır.

Oğullar ve Rencide Ruhlar, Alper Canıgüz

60 oynatma

bilesin; göğsümde hangi yöne açmış tek gülsün. 

yani ya bu eller öpülür, ya sen öldürülürsün.

Ah Muhsin Ünlü

81 oynatma

İtiraf etmeliyim ki, aziz okur, benim ömrüm, her birini gebertmek istediğim insanlarla aramdaki buzdağlarını eritmeye çalışmakla geçiyor.

Dublörün Dilemması, Murat Menteş